Makale

[Makale] Farklı Kültürlerde Erdem Etiği Ekseninde Erdemli Kişi Algısı

[Makale] Farklı Kültürlerde Erdem Etiği Ekseninde Erdemli Kişi Algısı

Farklı Kültürlerde Erdem Etiği Ekseninde Erdemli Kişi Algısı

Semih TEMİZER

İstanbul Teknik Üniversitesi, Siyaset Çalışmaları (MA)
[email protected]

ÖZET

Erdem kavramı tüm zamanlarda tüm toplumlar için değer verilen bir kavram olmuştur. Bu yönüyle erdem etiği, felsefe ve ilgili çalışmalarda önemli bir yer bulmuş ve günümüze ışık tutmuştur. Bu çalışmada erdem etiğinin temelini oluşturan erdem ve erdemli insan kavramlarını inceleyeceğiz. Antik Yunan, Aristoteles, Platon ve Konfüçyüs, Mencius’un etkisiyle dalga dalga yayılan bu felsefi yaklaşımı antik zamanlar ve coğrafyalar ekseninde değerlendireceğiz. Çalışmamız boyunca farklı medeniyetlerin erdemi ve erdemli insanı nasıl tanımladıklarını tespit edecek, erdem etiğine dair farklı bakış açılarını ana hatlarıyla derleyeceğiz.

Anahtar Kelimeler: Erdem, Erdemli Kişi, Erdem Etiği, Pratik Bilgelik, Altın Ortalama, Antik Yunan, Aristoteles, Platon ve Konfüçyüs, Mencius

Erdemin Tanıtımı

Erdemin her kültürde farklı anlamlar taşıdığı düşünüldüğünde, erdemin dünya çapında nasıl tanımlanabileceği karmaşık bir konudur. Tek bir erdem tanımının tüm insanlık için geçerli olacağını iddia etmek de bir o kadar zordur. Bu nedenle erdem tanımlanırken mümkün olan en kısa şekilde tanımlanmalı ve tanımda dini, sosyolojik ve etnik unsurlardan kaçınılmalıdır. Bu bağlamda erdemin bir karakter özelliği olduğunu belirtmeliyiz (Shafer-Landau, 2019, s. 154-160) Elbette karakter özelliği mutlak olumlu bir anlam taşımaz. Karakter özelliği kötü karakter özelliklerini de içerebilir. Bu nedenle, erdemin bir karakter özelliği olduğunu belirledikten sonra, olumlu mu yoksa olumsuz mu olduğunu belirlemeliyiz. Bazı yazarlar (Shafer-Landau, 2019) (Aristoteles, 2009) erdemin takdire şayan bir karakter özelliği olduğunu, bazı yazarlar ise (Craig, 2013) mükemmelliğin bir ifadesi/görüntüsü olduğunu iddia etmektedir. Her iki yaklaşım ve bu bağlamda değerlendirilebilecek diğer ilgili yaklaşımlar dikkate alındığında erdemin mutlak olumlu bir özelliğe/şeye ya da buna benzer bir şeye sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Ölçülülük

Aristoteles ve onun düşüncesini takip edenlere göre erdemin “ölçülülük” ile ilgili olduğunu söyleyebiliriz (Strol, 1959). Bu atıf, erdemin ölçülülüğün kendisi olduğu fikrini akla getirmemelidir. Aristoteles ve takipçileri erdemin aşırı uçlar arasında ortada bir değer olduğuna inanırlar. Buna “Altın Ortalama” denir (Strol, 1959). Aşırı uçları yokluk ve aşırılık olarak tanımlamak da mümkündür. Cesur olmak bir erdemdir. Peki bunun ölçüsü nasıl belirlenebilir? Kendini ölüm tehlikesine atmak cesaret midir? Kişinin ölüm tehlikesinden korkakça kaçması erdemin bir parçası olarak kabul edilebilir mi?

Karşılaşılan olaydaki aşırılıkları belirlemek nispeten kolay olabilir. Yani bir dehşet karşısında en kötü olasılıkları hesapladığınızda, uç noktaları (puanları) hesaplamış olursunuz. Ölmek ve hayati tehlikeden kaçmak iki uç noktadır. Bu durum akla bazı soruları getiriyor: Erdem nedir? Erdemli bir kişi nasıl davranmalıdır? Erdemli olmak için nerede durmalı ve nasıl bir pozisyon almalıyız?

Antik Yunan geleneğinin ünlü düşünürü Aristoteles, bu durumun ancak pratik bilgelik yoluyla tespit edilebileceğini iddia eder (Reeve, 2013, s. 43-88). Bilgeliğin önüne yerleştirilen ve onu sınırlayan/tanımlayan pratik ifadesi son derece önemlidir. Bilgelik sonu olmayan bir kavramdır. Bilgelik her insanın ulaşamayacağı bir derecedir. Pratik bilgelik ise belirli sınırlarla sınırlı bilgeliktir. Aristoteles erdemli kişinin pratik bilgelikle yerini belirleyeceğini iddia eder.

1.1 Pratik bilgelik nasıl tanımlanabilir? (Phronesis)

Pratik bilgeliğin tanımından önce gerekliliği ortaya konmalıdır. Çünkü pratik bilgeliği anlamlı kılan şey ona olan ihtiyacımızdır. Bu paragrafta pratik bilgeliği basmakalıp sözlük çevirilerinden ziyade pratik bir tanımla sunmanın yerinde olacağı kanaatindeyim.

Erdem etiğini temel alan çalışmamızda, erdem etiğinin erdemli insanların davranışları ile şekillendiğini gözlemledik. Erdemli insanın davranışlarının sınırlarını ve yönlerini belirlemek gerekiyordu. Erdemli bir insanı erdemli yapan davranış, sağduyu ile hareket etmek olarak açıklanabilir.

Genel kabule göre cömert olmak bir erdemdir. Peki cömertliğin sınırları nelerdir? Bir kişi arkadaşına hediye alırken yıllık gelirinin tamamını harcamalı mıdır? Bu davranış onu cömert yapar mı? Yoksa kişi bütçesini korumak için en ucuz hediyeyi mi seçmelidir?

Bu noktada uygulanması gereken pratik bilgeliktir. Pratik bilgelik, kişinin kendisine ve muhatabına fayda sağlayacak uç noktalar arasında olumlu bir seçim yapması olarak tanımlanabilir (Reeve, 2013, s. 43-88)

Kısacası, pratik bilgelik doğru eylem standardını belirlerken kişiye rehberlik eder.

Erdem Etiğine Giriş

Erdem etiği, ahlaki davranışları ve kararları bireyin karakter özelliklerine ve erdemlerine göre değerlendiren bir etik teorisidir. Bu teori, doğru eylemlerden ziyade bir kişinin erdemli olup olmadığını ve bu erdemlerin nasıl geliştirildiğini vurgular. Aristoteles tarafından geliştirilen bu yaklaşım, eudaimonia (iyi yaşam) ve erdemler (arete) kavramlarına dayanmaktadır (Pettigrove, 2018).

Erdem etiğinin bir eylemin doğru olup olmadığını belirleme noktası eylemin kendisi değildir. Öyle görünüyor ki erdem etiği bir eylemin doğru olup olmadığını erdemli bir kişinin o eylemi yapıp yapmayacağına göre belirler (Shafer-Landau, 2019) (Aristoteles, 2009). Bu çok ilginç bir yaklaşımdır. Çünkü erdemli insanların davranış kalıpları toplumdan topluma, ülkeden ülkeye, coğrafyadan coğrafyaya değişebilir. Bu açıdan erdem etiği eleştirilmektedir (Solomon, 1988).

2.1. Erdem etiğine uygun davranışları formüle edilebilir miyiz?

Kuşkusuz her birimiz eğitimimiz, görgümüz, entelektüel kapasitemiz, geçmişimiz ve karakterimiz açısından farklıyız. Bazı konularda bir formül belirlemek sonuçlarda birlikteliği sağlayabilir. Matematik ve fizik gibi aynı girdilerin/davranışların aynı sonuçları ürettiği alanlarda formül oluşturmak nispeten kolaydır. Sosyal bilimlerde formül oluşturmak ise beklenenden daha zordur. Sosyal bilimler, doğa bilimlerinin aksine aynı girdilerin aynı çıktıları ürettiği bir alan değildir. Bu nedenle sosyal bilimlerde formül oluşturmak istisnai bir durumdur.

Buna rağmen felsefe ve mantıkta bazen formüller oluşturulabilmektedir. Oluşturulan formüllerin faydalı olduğu da önemli bilim insanları tarafından iddia edilmiştir. Benzer şekilde erdem etiği için de bir formül oluşturulup oluşturulamayacağı bazı felsefeciler tarafından değerlendirilmiştir. Bu noktada erdem etikçileri, Aristoteles’in düşüncesini takip ederek ahlaki karmaşıklık kavramını ortaya atmışlardır Ahlak ve ahlaki davranış son derece karmaşık ve görecelidir. Matematik ve geometri gibi farklı coğrafyalarda aynı sonuçları vermez (Shafer-Landau, 2019).

Bu nedenle erdem etikçileri, erdem etiğinin tek bir formüle indirgenemeyeceğini ifade etmişlerdir.

Peki, erdemli kişi kimdir?

Aristoteles’in “Nikomakhos’a Etik” adlı eserinde tanımlandığı şekliyle erdemli kişi, belirli erdemleri (cesaret, adalet, bilgelik, ölçülülük gibi) içselleştirmiş ve bu erdemleri hayatının her alanında tutarlı bir şekilde uygulayan kişidir. Aristoteles erdemli kişinin “eudaimonia” (iyi yaşam, mutlu yaşam) elde etmeyi amaçladığını belirtir (Aristoteles, 2009)

Erdemli kişi doğru eylemlerde bulunmayı bir karakter özelliği haline getirir ve ahlaki mükemmelliğe ulaşmayı hedefler (Pettigrove, 2018) (Plato, 1943 baskısı)

Erdemli bir kişinin temel özellikleri, erdemli kişi profilini kavramamıza yardımcı olabilir:

i) Arete kavramı:

Elbette temel koşul erdemli kişinin erdem sahibi olmasıdır. Eski Yunanca’da “Arete” kavramı ile ifade edilen bu durumu erdem olarak açıklayabiliriz. Erdemli kişi, doğası gereği bir erdem olarak bu erdemleri hiçbir çıkar gözetmeksizin yerine getirir.

ii) Phronesis kavramı:

Yukarıdaki satırlarda pratik bilgelik olarak ifade ettiğimiz bu kavram erdemli kişinin davranışlarının sınırlarını belirler. Erdemli bir kişi cömert davranırken ne kadar para harcamalıdır? Bu kararı pratik bilgelik ile verebilir. Pratik bilgelik erdemli bir insanın sahip olması gereken en önemli özelliklerden biri olarak belirtilmelidir.

iii) Tutarlılık kavramı:

Erdemli bir kişi bu davranışları tutarlı bir şekilde sürdürmelidir. Bir çıkar elde etmek ya da gösteriş yapmak için yapılan erdemli davranışlar kişiyi erdemli yapmayacaktır.

iv) Niyet Şartı:

Erdemli bir kişi erdemli davranışını iyi niyetle sürdürmelidir. Eğer erdemli bir kişi muhatabını kırmak için erdemli davranır ya da cömertlik yaparsa, davranışın kendisi olumlu olsa bile kötü niyetle yapıldığı için erdemli bir davranış olarak kabul edilmeyecektir.
Farklı kültürlerde ve coğrafyalarda erdemli insan nasıl tanımlanıyor?

Dünyanın 193 ülke ve 7 kıtadan oluştuğu düşünüldüğünde bu sorunun ciltlere, kütüphanelere ulaşabilecek bir cevabını bulabileceğimiz açıktır. Bu bakımdan bu soruya dünya ölçeğinde cevap vermek çok daha derin ve kapsamlı bir çalışmayı gerektirecektir.

Bu yazının amacına ve hacmine uygun olarak bu soruyu farklı başlıklar altında inceleyeceğiz. Dünyayı doğu ve batı olarak ikiye ayıracak, doğuyu temsilen Konfüçyüsçülük, Çin ve Mencius’tan bahsedecek, batıyı temsilen Antik Yunan ve Roma’yı seçecek, Aristoteles, Stoacılar ve Platon’un yaklaşımlarını ortaya koyacağız.

Bu kategorik yaklaşımın olguyu anlamamızı kolaylaştıracağını ve dikkatimizin dağılması riskinden bizi uzak tutacağını umuyorum.

4.1. Aristoteles, Platon ve Stoacıların Etkisi Altında Antik Yunan ve Roma Kültüründe Erdemli İnsan Tasavvuru

Batı’yı temsilen baktığımız Antik Yunan ve Roma kültürlerinde erdem, kişinin ahlaki mükemmelliğini ve karakter gelişimini aktaran özgün bir kavram olarak önemini korumaktadır. Dünya felsefe tarihinde çok önemli bir yere sahip olan Antik Yunan felsefesinde erdem, Platon ve Aristoteles’in aynı kültürden beslenmelerine rağmen bu kavrama farklı yaklaşmışlardır. Bu başlık altında Aristoteles ve Platon’un ayrıştığı noktaları aşağıda açıklayacağım.

Platon’un siyaset bilimi ve kamu yönetimi açısından örnek eserlerden biri olarak kabul edilen “Cumhuriyet” adlı eserinde erdem, kişinin içsel mükemmelliğini ve kamu düzenini sağlayan temel ilkeleri içerir (Platon, 1943 baskısı). Batı dünyası için çok önemli bir düşünür olarak kabul edilen Platon’a göre erdemli kişi dürüstlük, bilgelik, cesaret, tutarlılık ve adalet gibi erdemleri içselleştirmiş kişidir. Bu erdemler vatandaşın hayatını güven ve huzur içinde, iç barış ve kamu düzeni içinde yaşamasını sağlar. Yukarıda anlatılanlar çerçevesinde Platon’a göre erdem, kişinin zihinsel ve psikolojik gelişimini güçlendiren, toplumun sağlaması gereken güvenlik ve kamu düzenini koruyan destekleyici bir unsurdur.

Platon’a göre kamusal tasavvur

Bu bakımdan Platon’un erdemi kamu düzeni, kamu yönetimi, siyaset ve toplumsal düzen açısından değerlendirdiği görülebilir. Hatta Platon’a göre erdemli bir insanın iyi bir vatandaş olduğunu iddia eden bir kişi, bu tezini destekleyecek taraftarlar bulabilir. Her ne kadar ben aynı görüşte olmasam ve Platon’un bu kadar yüzeysel bir görüşe sahip olmadığını düşünsem de Platon’un Aristoteles’e kıyasla daha “kamucu” bir yaklaşım sergilediğini söyleyebilirim.

Aristoteles’in bu konuda söyleyeceklerinin Platon’un etkisinden sonra söylenmiş olacağı göz önünde bulundurulmalıdır. Aristoteles’in düşüncelerini aktarmadan önce bunu hatırlatma ihtiyacı hissettim. Batı dünyası için bir diğer önemli düşünür olarak kabul edilen Aristoteles, erdemi bir denge noktası olarak tanımlar: “Ahlaki erdemlerin orta noktasında duran bir denge.” (Aristoteles, 2009).

Altın Ortalama olarak da bilinen bu yaklaşım yazımızın üst başlıklarında detaylı olarak açıklanmıştır (Strol, 1959). Platon’un ifade ve iddia ettiği kamusallığın aksine Aristoteles’e göre erdem, ifrat ve tefritten uzak duran, orta yolu bulan bir karakter özelliğidir. Örneğin, cömert olmak için kişi ne savurgan ne de cimri olmalıdır. Kişi pratik bilgeliğini kullanarak orta yolu, itidal noktasını, dengeyi, kendisi ve muhatabı için faydalı olacak yeri bulmalıdır. Çünkü muhatabına çok fazla fayda sağlamaya çalışmak kişinin kendisine zarar verebilir. Aksini düşündüğümüzde kişinin kendisi için çok fazla fayda elde etme çabası muhatabına da zarar verebilir. Dolayısıyla karşılaşılan durum pratik bilgelikle değerlendirilmelidir. Tam da bu nedenle Aristoteles erdemi pratik bilgelikle (phronesis) ilişkilendirir (ATHANASSOULIS, 2013, s. 76-80) ve yazımızın üst kısımlarında açıkladığımız gibi düşünür bu bilgeliğin tek bir formülü olmadığını, duruma göre öğrenilmesi gerektiğini savunur.

Stoacılar

Bu bağlamda Aristoteles’e daha yakın bir duruş sergileyen Stoacılara göre erdemli kişi, pratik bilgelik doğrultusunda bilge, cesur, adil, tutarlı, empatik ve adil olanı yapma konusunda saf niyetlere sahip olan kişidir. Stoacılara göre erdemli kişi eylemlerinde iyi kararlar verir, zorluklarla mücadele eder, adildir, düzenli/disiplinli/dengeli bir hayat yaşar ve muhatap olacağı diğer insanlara karşı hoşgörülü ve anlayışlıdır (ATHANASSOULIS, 2013, s. 149).

Makalemizin daha sistematik ilerlemesi için Batı’yı temsilen seçtiğimiz Antik Yunan ve Roma kültürlerinde erdem, bireyin karakterini ve davranışlarını/tutumlarını yönlendiren temel değerlerden biri olarak kabul edilir. Erdemli bir kişi, manevi tatmin, ruhsal denge, ahlaki mükemmellik ve kamusal görevlerin yerine getirilmesi açısından imrenilecek bir kişidir. Antik Yunan ve Roma filozofları/düşünürleri erdemi, kişinin hem zihinsel hem de psikolojik evriminde temel bir değer olarak görmüşlerdir. Bu nedenle erdem kavramının devlet yönetimi ve kamu istikrarı açısından toplumsal düzenin sağlanmasında hayati bir öneme sahip olduğunu düşünmüşlerdir.

4.2. Konfüçyüs ve Mencius Etkisinde Doğu Kültüründe Erdemli İnsan Tasavvuru

Nasıl ki Batı’yı temsilen Antik Yunan ve Roma kültürünü ele alıyorsak, Doğu’yu temsilen de Konfüçyüs düşüncesini ve Doğu Asya coğrafyasını ele alacağız. Tabii Konfüçyüs düşüncesinden bahsetmek için Konfüçyüs’ü kısaca hatırlatmam gerekiyor. Konfüçyüs MÖ 6. yüzyılda yaşamış ve dünya felsefe tarihi ve özellikle doğu felsefesi açısından çok önemli bir filozoftur (Cua, 2008). Öğretileri/düşünceleri/değerlendirmeleri kamu düzeni, ahlaki değerler ve insanlar arasında süregelen ilişkiler üzerine odaklanmıştır. Konfüçyüsçülük, Çin’in köklü ve geleneksel düşünce sistemi olan Konfüçyüs’ün düşünceleri etrafında şekillenen ve yine onun öğretilerine dayanan felsefi bir akımdır (VAINIO, 2016, s. 31).

Yukarıda Platon ve Aristoteles için erdemli insan kavramını inceledik. Diğer felsefi yaklaşımlarda olduğu gibi Konfüçyüs düşüncesinde de erdemli insan kavramı merkezi ve çok değerli/özel bir yere sahiptir. Konfüçyüs’e göre erdemli olarak nitelendirilebilecek insan, “Junzi” olarak tanımlanan ideal/mükemmel bir karaktere sahiptir diyebiliriz. Junzi, ahlaki erdemlere/değerlere sahip, toplum içinde, sokakta, evde ve ailede liderlik yapabilme becerisine sahip, kişiliğini ve entelektüel birikimini sürekli geliştiren, ufku/aklı açık örnek bir kişidir. Junzi’nin kendi çerçevesinde bazı erdemleri içselleştirmiş olduğu kabul edilir. Bu bağlamda içselleştirilmiş erdemler şu şekilde sıralanabilir: li (ritüel), ren (insani sevgi), yi (doğruluk), zhi (bilgelik) ve xin (sadakat) (Cua, 2008).

Sonuç

Final bildirisi hacminde kalırken hazırlamaya çalıştığımız bu yazıda erdem etiğinin anlam dünyasını irdelemeye çalıştık. Erdemin ne olduğunu, erdemlerin neler olduğunu, erdemli davranışın sınırlarının neler olduğunu, erdemli insan kavramının doğuda ve batıda nasıl değiştiğini, farklı yaklaşımların neler olduğunu detaylı bir şekilde anlattık.

Ardından yazımızı derinleştirerek Aristoteles, Platon ve Stoacıların erdemli kişiye nasıl baktıklarını, Batı’yı temsil eden Antik Yunan ve Roma kültürüne göz atarak incelemeye çalıştık. İlgili başlıklar altında detaylı olarak incelediğimiz üzere Platon’un erdemli kişiyi daha “kamusalcı” bir eksende tanımladığını; Aristoteles’in ise pratik bilgeliğe dayalı daha göreceli bir yaklaşım ortaya koyduğunu gördük.

Ardından doğuyu temsil eden Çin kültürüne ve ilgili coğrafyalara göz atarak Konfüçyüs ve Mencius’un erdemli insana nasıl baktığını incelemeye çalıştık. Konfüçyüs ve ondan etkilenen takipçileri -Mencius- gibi erdemli bir insanın hem iyi bir vatandaş hem de iyi bir aile bireyi olması gerektiğini söylediklerini -kamucu bir değerlendirme- ve içsel donanımları nedeniyle erdemli davranma eğiliminde olduklarını tespit ettik. Bu bakımdan daha önceki yıllarda yaşamış olmasına rağmen Konfüçyüsçü bakış açısının Aristoteles ve Platon’un sentezini ortaya koyduğunu söylemiştik.

Av. Semih Temizer

Kaynakça

Aristotle. (2009). The Nicomachean ethics. Oxford: Oxford University Pres.

ATHANASSOULIS, N. (2013). Virtue Ethics. Bloomsbury Publishing Plc.

Chan, A. K.-l. (2002). Mencius: Contexts and Interpretations. University of Hawaii Press.

Craig, T. K. (2013). Virtues and Their Vices. Oxford: Oxford University Press.

Cua, A. (2008). Confucian Ethics in Retrospect and Prospect , 7-26.

Pettigrove, H. a. (2018). Virtue Ethics. Stanford Encyclopedia of Philosophy.

Plato. (1943 edition). The Republic. Newyork: Books Inc.

Reeve, C. D. (2013). Aristotle on Practical Wisdom. Harvard University Press.

Shafer-Landau, R. (2019). R. Shafer-Landau içinde, Living Ethics: An Introduction with Readings (s. 154-160). Oxford University Press.

Solomon, D. (1988). Internal objections to virtue ethics. Midwest studies in philosophy , 13(1), 428-441.

Strol, R. H. (1959). Philosophy Made Simple. New York: American Book-Stratford Press.

VAINIO, O.-P. (2016). VIRTUE: An Introduction to Theory and Practice. Cascade Books.